Spor şart mı?
Hani kilo verdiğini fark ettiğimiz birine söylenen ilk cümle ”Ne kadar zayıflamışsın” ise ikinci için –cevabın
etraflıca dinlenmeyeceği garanti olsa da - “Diyet mi yapıyorsun?” ile “Spor mu
yapıyorsun?” kapışır… (Bu konuda da atarlı
giderli bir yazı yazacağım merak etmeyin ;)).
Şimcik önceki yazılarda anlatmaya
çabaladığım gibi, kilo vermek için öncelikli husus beslenme kesinlikle, tecrübe
ile sabit. Yemeklerle aldığımız
kaloriden daha fazlasını harcamak birinci prensipse yediklerimizin içeriği (makrobesin dengesi) doğru kilo kaybetmek için uyulması gereken ikinci kural. Yoksaaaa
benim gibi 5-6 ayda anca verilebilen 5 kilonun 2 kilosunu da kastan kaybedersiniz, oysa
prensiplere göre yaşarsanız (😏) kasları korur ve sadece yağdan
verebilirsiniz.
Neyse neyse bu defa işin spor kısmını
yazacaktım ben😉
Ben hayatımda ne zaman kilo verme
dönemine girsem, bu dönemde spor (hareket, egzersiz) hep olmuştur, hatta hep
bir spora, egzersize başlamam vesile olmuştur çoğunlukla. Bu ortaokul, lise
döneminde de hep böyle oldu, sonrasında da…
Eskiden video kasetlerimiz vardı,
evimize bir yerden bir beta video gelmişti, hani şu Sony marka hantal ağır videolardan, hatırlayanlar bizdendir 🤣... Bir heves o dönem moda olan
Raksotek’in hazır video kasetlerinden almışız, iki kaset Vikingler çizgi filmi
(haha hala televizyonda, Youtube'da her an ulaşılabilir durumda; ama o zamanlar o video
kasetler ne değerliydi yaaa), üç kaset de aerobik-Madelein Lewis “Vücudunuzu
Baştan Yaratın” serisi… Arada bu aerobik kasetlerini açıp yapardım, işte gaza gelip düzenli yaptığım
dönemlerde güzel kilo verirdim, bir vesileyle üşenir bırakırdım, yine kilo
alırdım. Sonraları HBB tv kanalında sabah jimnastiği vardı bir dönem, lisedeydim
galiba, Gilad Janklowicz ile Bodies in Motion… 20’şer dakikalık, hem kardiyo,
hem kas çalışması içeren egzersizler… O dönem annem yapardı, yaparken de
videoya (VHS video idi bu) almıştı bazı bölümlerini… İşte ben kalıcı kiloyu
vermeye 2000 yaz sonu bu işe önce bu beta video döneminden kalan Raksotek kasetlerini İstanbul’da evde yaparak
başladım, sonra da üniversite için Ankara’da olduğumdan her sabah kalkıp annemin
hazırladığı kasetteki üç bölümü (ki aslında 3 saatlik kaset aerobikle doluydu belki; ama üzerine bir şeyler almışım, üç bölüm kalmıştı elimde) döndürerek
devam ettim. Ve her zaman kilolarımdan kurtulmak istesem ve hayal etsem de bu
defa işe “hadi bu defa olsun, kilo vereyim” diye değil, sadece yaz tatilinde
evde sıkılıp o kasetlerle harekete geçerek başlamış oldum… (Şimdi bu video işi
şöyle, Beta video olan eski teknoloji olduğu için sonradan bir VHS videomuz da
oldu. Onu kullandık haliyle. Beta kasetleri izlemek için beta videoyu TV’ye
bağlamak falan filan gerekiyordu, onun için de üşenmemek… Üniversitede
anneannemlerin evinde Ankara’daydım zaten, orada da sadece VHS kaset izlemeye
yarayan bir alet vardı, yaaa, 90lar-90ların sonu işte…😉) Yaaa şimdiki gibi YouTube’dan bul bir video ya da indir bir uygulama diye bir şey yoktu...
Eh madem esas olay beslenmeydi, spor kilo vermekte bana ne sağlıyor da sporsuz olmuyor? Ben spor
yapınca fena halde motive oluyorum. Hani bazı insanlar “spor da yaptım
nasıl olsa, daha çok yiyebilirim” moduna giriyorlar ya, bendeki tam tersi “spor da yaptım
yemeyi abartmayayım da yaptığıma değsin” modu oluyor😊. Bir de psikolojik sebeplerle
yeme ataklarım spor yapınca olmuyor veya azalıyor; çünkü sporun salgılattığı mutluluk hormonu çikolataya gerek bırakmıyor, yani çoğunlukla😉
Ayrıca ben hareket etmeyi, spor
yapmayı, hatta şimdi antrenman diyorlar (egzersiz yapmayın antrenman yapın
mottosu var), bunların hepsini seviyorum, hep seviyordum aslında da bir zamanlar iki merdiven inmeye üşendiğim zamanlar da çoktu...
2000'lerde spor salonumsu yerlerde bir
iki grup dersine falan katılmışlığım vardı; ama ilk defa 2006 yılında bir spor
salonuna üye oldum. Buna da yere düşen bir şeyi almaya çalışırken yırttığım
menisküsüm vesile oldu aslında… Bacaklarımı
güçlendireyim diye aletlerle ağırlık çalışmaya başlamıştım. O zamandan beri arada
boşluklar olsa da bir spor salonuna üye olup, devam etmek beni hep mutlu etti.
Hatta ben sanırım istenmeyen müşteri sınıfına giriyorumdur, bir ara Ankara’da
çalışırken, aynı gün içinde hem sabah iş öncesi (aletlerle çalışmak için), hem de iş sonrası
(grup dersine) gittiğim olmuştur. Ben salonda çalışmayı seviyorum, bazısı sadece açık hava sever (bazen onu da yapıyorum canım🏃♀️), farklı sporları (denediğim
başka spor dalları var benim de elbette🏊♀️🏄♀️🎾 ) tercih eder.
İşte benim için spor böyle bir
anlam taşıyor, beni motive ediyor, mutlu ediyor, şimdilerde belki kaslarım
biraz daha ortaya çıkmaya başladığı için iyice hoşuma gidiyor; ama en önemlisi
ben şimdi doğru şekilde vücudumu sağlamlaştırırsam, yaşla gelecek bedensel
kayıpları minimumda tutarak yaşlılıkta kimseye muhtaç olmadan yaşama ihtimalimi
de yükseltirim diye umuyorum.
Haaaa bir de hani beslenmenin
birinci prensibi vardı ya, aldığımızdan fazla kalori harcayacaktık… Eh spor yapınca işte (ne olursa olsun az
veya çok, yürüyüş olur, kısa bir HIIT antrenmanı olur, basit bir karın çalışması
olur, olur da olur), o kalori açığını
ortaya çıkarmak daha kolay oluyor. Bir de bir sır daha vereyim, daha çok
kalori harcamak, daha çok (saçmalamadan, az biraz çok) yiyebilmek de demek… Bir şey daha spor vücudun şekillenmesine her türlü katkı sağlıyor; amma kilo verirken sarkmamak, kas kaybetmemek için mutlaka ağırlık da çalışın
diyooolaaa. Açıkçası beni hayatımın tek spor aktivitesi olarak yürümek pek kesmiyor, o iştahı azaltan mutluluk hormonunu tam ortaya çıkarmıyor, mutlaka kaslarımı da çalıştıran bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyorum...
Hem insanın kas oranı arttıkça bazal metabolizma hızı da yükseliyor veeee bu daaaa daha çok yiyebilmek demek… Hahaha her yol çok yiyebilmeye çıkıyor;)....
Hem insanın kas oranı arttıkça bazal metabolizma hızı da yükseliyor veeee bu daaaa daha çok yiyebilmek demek… Hahaha her yol çok yiyebilmeye çıkıyor;)....
Not 1: Yazıda hep spor salonunda “aletlerle
çalışma” şeklinde kullandım; çünkü anlattığım geniş dönemde ağırlık antrenmanının
anlam ve önemine şu anda olduğum kadar haiz değildim, dolayısı ile hocalar
program yazarken tüm kadınların ettiği “aman ben bodyci gibi kas istemem,
sadece sıkılaşmak isterim” (hehe kolaydı öyle kas yapmak) cümlesini kurmam ile yaptığım
çalışmalara “ağırlık antrenmanı” diyemedim. Yoksa düşük ağırlık yüksek tekrar çalışmalar
da bir şeylere yarıyor, yaramıyor değil…
Not 2: Vücudumuz acıkma hissiyle aslında enerji talebini bize hissettiriyor. Tabii ki spor yapıp enerji harcayınca ya da kas oranı artıp bazal metabolizma hızı yükselince daha çok acıkarak gıda talep edecek. Lütfen pisboğaz olmayalım, abartmayalım, çoğunlukla ihtiyacımız kadar, amacımıza hitep edecek kadar yiyelim, arada kaçaklar herkesin hakkı...🙃
Yorumlar
Yorum Gönder