Kalori saymak mı? Ama neden?-1
Ben, “Sizin acıkmanıza hiç müsaade etmedim, o yüzden büyüdüğünüzde (ilkokul falan) huysuzlanıyordunuz acıkınca, bilemiyordunuz acıktığınızı” şeklindeki
replikleri gururla (!!!) sıralayan bir Türk anasının evladıyım, tımaaam mııı?. “Ben sana her lokma için bir masal
anlatırdım, her yemek için değil bak her lokma için” var bir de en önde
gelenlerden… Bir de benim gibi “süper şanslı” genleri sebebiyle hep yüksek büyüme oranına sahip olmuş ve iştahsızlık gibi bir
sorunu hiç olmamış iri bir çocuğa masalla yemek yediriyormuş bir ara, evet…
Yukardaki söylemlerdeki mantık hatalarını bulunuz, desem annem alınacak; çünkü hala bu işte bir mantıksızlık olduğunu kabul etmiyor… Bense bu laflar bir yerlerde yer etmiş olmalı ki, kendi anneliğimde Uras’ın peşinden yemekle koşmamak ve onu yemek için zorlamamak konusunda prensip kararı almıştım.
İnsan anne olunca (ve baba) çocuğundan da çok şey öğreniyor,
onu büyütürken. Uras’ın bana öğrettiklerinden biri yine yemek yemekle ilgili:
2 yaşını yeni geçtiği zamanlar tam kış zamanı Uras boza ile tanıştı ve o dönem çok sevdi, biz de sıkça boza alıyorduk eve. Yalnız sorun şuydu ki, Uras evde boza olduğunu bilirse, yemeğini doğru düzgün yemeyip bozaya odaklanıyordu…
Çocuk doyarsa bozayı içemeyeceğini biliyor ve yemeğini doğru düzgün yemeyerek midesinde bozaya yer bırakıyor!!!
2 yaşını yeni geçtiği zamanlar tam kış zamanı Uras boza ile tanıştı ve o dönem çok sevdi, biz de sıkça boza alıyorduk eve. Yalnız sorun şuydu ki, Uras evde boza olduğunu bilirse, yemeğini doğru düzgün yemeyip bozaya odaklanıyordu…
Çocuk doyarsa bozayı içemeyeceğini biliyor ve yemeğini doğru düzgün yemeyerek midesinde bozaya yer bırakıyor!!!
Okula başladıktan sonra bazı günler yemeğe çağrılınca
çok nazlandığı, hatta yemediği oluyordu, oysa saat biraz geçince masaya oturup
o yemeği silip süpürüyordu. Tabii ben de bir Türk anası olarak, yemeğini
yememesine tahammül göstermekte zorlanıp, “yemezsen kaldırırım bir daha yemek
vermem”/ “o yemek bitecek” / “Nolur ye hadi” tarzında tepkiler vermiş
olabilirim durumu kavrayana kadar. Aslında aman çocuğum aç yatarsa ben nasıl
uyurum vah vah tarzında bir yaklaşımım yok, ben o yemeği hazırlamak için harcadığım
emeğe acıyor olabilirim (ooooh nooo bu nasıl ana?)…
Çocuk acıkmadan yemek yemiyor, açsa güzel yiyor. Toksa en sevdiği tatlı önüne gelsin yüzüne bile bakmıyor….
Oysa biz kendi kalıplarımız içinde "çocuk okuldan geldi aç olmalı mutlaka" veya "akşam yemek beraber yenmeli, masaya beraber oturulmalı" ya da "yemek bir kere ısındı, uğraşıldı, yenecek ve kalkacak" diyerek çocukları belki tokken de yemek yenebileceği yanılsamasına kendimiz sokuyoruz.
Hele "Yemeğini yersen tatlı var" cümlesi var ya, işte o çocuğun beslenme algısını tamamen bozup yemek yemeyi ödül verilecek bir şey olarak algılatıyor. Ben bir kitapta okumuştum neyse ki o yüzden "yersen" diye bir şart cümlesi hiç kullanmadım; ama "yemeğini yedikten sonra" cümlesi de boza örneği ve sonrasındaki bir çok örneğimizde işlemedi. Çocuk haklı olarak sonra yiyeceği kendisine daha cazip gelen şey için midesinde yer bırakmayı tercih etti hep (hatta bazen o tatlıyı ya da her neyse yiyip doymadıysa yemeğe döndüğü de olmuştur). Zaten "yedikten sonra" demek de yine sen bir doy ondan sonra tatlı yersin anlamını barındırarak çocukların aklına tokken de bir şeyler yemeyi inceden inceden işliyor bence...
Hayatında hiç kilo problemi yaşamamış arkadaşlarımda gözlemim de bu, bazen "Ya ne kadar çok yedi ben bu kadar yesem ne olurum kim bilir?" şeklinde insanı depresyona sokar ;)); ama acıkmadan hiç bir şey yemez, atıştırma- abur cubur yeme huyu pek yoktur...
Çocuk acıkmadan yemek yemiyor, açsa güzel yiyor. Toksa en sevdiği tatlı önüne gelsin yüzüne bile bakmıyor….
Oysa biz kendi kalıplarımız içinde "çocuk okuldan geldi aç olmalı mutlaka" veya "akşam yemek beraber yenmeli, masaya beraber oturulmalı" ya da "yemek bir kere ısındı, uğraşıldı, yenecek ve kalkacak" diyerek çocukları belki tokken de yemek yenebileceği yanılsamasına kendimiz sokuyoruz.
Hele "Yemeğini yersen tatlı var" cümlesi var ya, işte o çocuğun beslenme algısını tamamen bozup yemek yemeyi ödül verilecek bir şey olarak algılatıyor. Ben bir kitapta okumuştum neyse ki o yüzden "yersen" diye bir şart cümlesi hiç kullanmadım; ama "yemeğini yedikten sonra" cümlesi de boza örneği ve sonrasındaki bir çok örneğimizde işlemedi. Çocuk haklı olarak sonra yiyeceği kendisine daha cazip gelen şey için midesinde yer bırakmayı tercih etti hep (hatta bazen o tatlıyı ya da her neyse yiyip doymadıysa yemeğe döndüğü de olmuştur). Zaten "yedikten sonra" demek de yine sen bir doy ondan sonra tatlı yersin anlamını barındırarak çocukların aklına tokken de bir şeyler yemeyi inceden inceden işliyor bence...
Hayatında hiç kilo problemi yaşamamış arkadaşlarımda gözlemim de bu, bazen "Ya ne kadar çok yedi ben bu kadar yesem ne olurum kim bilir?" şeklinde insanı depresyona sokar ;)); ama acıkmadan hiç bir şey yemez, atıştırma- abur cubur yeme huyu pek yoktur...
İşte biz kilo problemi yaşayanlar bir çocuk kadar olmadığımızdan, belki beslenme ile ilişkimiz büyüdükçe bir şekilde bozulmuş olduğundan, neyin ne olduğunu biraz öğrenmenin faydasını fazlaca görebiliriz... Yani ben gördüm doğrusu...
Ah ne dertliymişim, konuyu uzuuun uzun yazasım varmış, biraz da toparlayamadım sanki haaa, haklısınız.
O yüzden yazıyı ikiye böldüm. Kalori ve makrobesin saymak bana ne kazandırdı merak ederseniz devamını da okuyun lütfen :)
Yorumlar
Yorum Gönder